BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

banner57

Trabzonspor’u deplasmanda mağlup eden Fenerbahçe huzura kavuştu. Kellesi cellatın önünde duran Erol Bulut birkaç hafta daha kazandı.

Gerçekten futbol garip bir oyun, hiçbir başka spor dalına benzemiyor. Kazanıyorsan ne yaparsan yap haklısın. Biraz “Halamın bıyıkları olsa...” gibi olacak ama gerçeği anlatabilmenin en kestirme yolu bu.

Djaniny’nin kafası direkten dönmeyip gol olsa ve maç da 1-1 sona erse bugün taraftar da dahil olmak üzere; yöneticisi de yorumcusu da Fenerbahçe’nin Erol Bulut’la yollarını ayırması gerektiğini konuşacaklardı. 

Sosa ile özellikle Mert Hakan dün belki de kariyerlerinin en istekli futbolunu oynadılar. Yavaş yavaş Fenerbahçe’ye ısınan Mesut Özil’in eksiklerini mükemmel kapadılar. Bu alandaki bu dizilişle hücum bölgesinde cirit oynaması gereken Bakasetas ise gününde değildi. Normalde bu kırılgan üçlünün zafiyetlerinden yararlanarak mutlaka gol çıkarırdı. Ancak dedik ya, genelde pek geriye gelmeyi sevmeyen Sosa ve Mert Hakan inanılmaz bir konsantrasyonla bu duruma izin vermediler. Mesut’a tavsiyemiz ise hırsını sahaya futbol olarak yansıtması. Sinir hangi işi yapıyorsanız yapın performansınızı düşürür. Sinirli bakkala, sinirli manava gider misiniz?

Pelkas uyuyan ve kabak çiçeği gibi açılmış Trabzonspor defansının içine dalıyor, ceza yayının da ötesinden günün kahramanı Uğurcan’ı mucize bir şutla avlıyor.

Artık 1-0 önde Fenerbahçe. Trabzonspor’un ise beraberliği kovalayacak mecali yok! 76’da yedikleri golden sonra tam 6 dakika topa dokunamadılar.

Hakem Yaşar Kemal Uğurlu ve VAR hakemi Cüneyt Çakır Valencia’nın Bakasetas’a yaptığı ense basma hareketine penaltı verse Fenerbahçe’ye yararlarından çok zararları olan Emre Belözoğlu ile Volkan Demirel bile itiraz etmezlerdi, ama vermediler!

Velhasıl dün gece Erol Bulut yanlışlıkla barbut masasına otursa her seferinde düşeş atacakmış.

“Papaz her zaman pilav yemez” diyerek noktayı koyuyorum.

SENEYE ÇAĞDAŞ ATAN!

Sezon sonunda Erol Bulut’la yollar ayrılırsa, gelecek sezon Fenerbahçe’nin hocası Çağdaş Atan’dır! Neden mi? Gelin hep beraber mutmain olalım.

Rıdvan Dilmen, Tuncay Şanlı, Alper Potuk, Vedat Muriç, Mert Hakan Yandaş, İrfan Can Kahveci ilk akla gelenler. Ortak özellikleri Galatasaray’la anlaşıp daha fazla parayı tercih ederek Fenerbahçe’ye giden futbolcular olmaları. Hatta Rıdvan Dilmen, peşinatını alınca Galatasaray formasıyla poz bile vermişti. Akabindeki ayak oyunu ile Fenerbahçe’ye gitmesi ona bugünkü lakabını kazandırmıştı.

Anlayacağımız Galatasaray kime talip olsa Fenerbahçe gidip alıyor. Ara transfer öncesi Fatih Terim’in açıklamalarıyla Galatasaray sanırım bir yanıltmaca yaptı. İrfan Can gösterip Mustafa Muhammet’i aldı. Yoksa genç Mısırlı da Fenerbahçe tarafından kapılacaktı.

Anladığımız Fenerbahçe uzun yıllardır iç ve dış planlarını Galatasaray’a endeksli yapıyor!

Geçen sezonun flaş ekibi Alanyaspor’un hocasını takımın başına getirdi Fenerbahçe. Erol Bulut Alanya’daki maçta Galatasaray’ı 4-1 mağlup etmiş, Kupa’da da Sarı Kırmızılılar’ı saf dışı bırakmıştı.

Bu sezon da Çağdaş Atan’lı Alanyaspor, Galatasaray’ı Yeni Ali Sami Yen’de mağlup etmeyi başardı, Kupa’da da eledi.

Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel’le bu işin yürümeyeceğine uyanan Fenerbahçe Yönetimi’nin “Bir Fatih Terim de biz yaratalım” planlarının son halkası Çağdaş Atan olursa hiç şaşırmayacağım.

LEBALEB SALONLAR BİZİM DE HAKKIMIZ 

Şu lanet salgına bir marketler bir de beceriksiz dernek yönetimleri sevinmiştir. Covid-19 olmasaydı Mustafa Cengiz şu anda Galatasaray Başkanı değildi. Mart 2020’de mahkemeye gitmeye yüzü olamayacak şekilde ibra edilmeyecek ve devrilecekti, yeni yönetimin tasarrufuyla da verdiği zararlar nedeniyle belki üyelikten bile atılmış olacaktı.

Aynı şey barolar için de geçerli. Covid-19 olmasaydı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da başkanlık makamından inmiş olacaktı. Feyzioğlu bilindiği üzere geçtiğimiz yıl kendisini seçenlerin düşüncelerinin tam tersine alternatif barolar kurulabilmesi kararına göz yummuştu.

Covid–19 salgını nedeniyle İçişleri Bakanlığı'nın yayınladığı genelgeyle seçim iki kez ertelendi, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları, birlik ve kooperatifler tarafından düzenlenecek etkinlikler de başta olmak üzere 1 Mart 2021'e kadar yasaklandı. Baroların seçim kararları 1 Mart olarak belirlenen yeni takvim doğrultusunda şubat ayı içinde duyuruya çıkması gerekiyordu ama çoğunluğunda çıkmadı.

Bunun yanı sıra AKP’nin reklamının yapıldığı tüm etkinlikler lebaleb devam ediyor. Bu ülke tarihinde asla böyle bir çifte standartı yaşamamıştı.

Hadi bu dünyada yapılan adaletsizliğin hesabını ödeyeceğinize ihtimal vermiyorsunuz! Öbür dünyada “Kul hakkı” denen bir şeyin olduğundan da mı haberiniz yok!

NE KADAR GÜZEL BİR CEVAP

Bir gazete haberi...

“İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: Boğaziçi öğrencilerinin 150 tanesinin ailesini bilgilendirdik. Bazı ideolojik aileler 'Siz bu işe karışmayın' dedi.”

Bakın Sayın Bakan, o aileler sizin ima ettiğiniz manada ideolojik değil. Her direnişin karşılığı, “Bunlar PKK’lı, bunlar FETÖ’cü” değildir. Öğrenciler antidemokratik olarak başlarına getirilen kayyumu, demokratik olarak protesto ediyorlar. Hiçbir karşı fikre tahammülünüz yok. Bir Bakan içinden çıktığı halka karşı bu kadar acımasız olamaz. Çocukları Boğaziçi’nde okuyan aileler sizin net olarak söyleyemediğiniz, laf oyunuyla ima ettiğiniz gibi terörist olamazlar. Her yeri kendi meşrebinize uydurdunuz, hâlâ bilim yapılabilen birkaç kurumu bari rahat bırakın. Kinle hareket etmek hiçbir yöneticiye yakışmaz!

Kötü bir şey sandığınız “İdeoloji”nin sözlük anlamına göre aslında hepimizin ideolojik olmamız gerekiyor. Derin derin düşünmek insanları diğer canlılardan ayıran en büyük değerdir.

İdeoloji (Türk Dil Krumu’na göre): Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü.

O aileler, “Siz bu işe karışmayın” diyerek size “Benim çocuğumun özgür düşünmesini sağlamak için o koltukasınız, görevinizi yapın” diyorlar ama siz anlamıyorsunuz.

Sadece sokaklarda şeriat isteyip kuduranlara değil, demokrasi hepimize gerekli.

POŞETLE SİYASET OLUR MU!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bundan birkaç yıl önce çevreyi kirlettiği için marketlerde kullanılan naylon poşetleri paralı yaptı (tane 25 kuruş). Bence AKP’nin en iyi icraatlerinden biriydi. Biz de hem AKP’nin başı hem de Cumhurbaşkanı olarak bu kararı aldığı için Sayın Erdoğan’ı alkışladık.

Birkaç gün önce aynı AKP ve Cumhur’un Başkanı aynı sıfatlarla marketlerde poşetlerin bedava olacağının müjdesini verdi.

Nasıl bir karar, nasıl bir yönetim devamlılığı anlamak mümkün değil. 25 kuruşla politika yapıp oy kovalıyorsa koskoca iktidar partisi demek ki onlar adına durum görünenden de sıkıntılı.

GELELİM POŞETİN İÇİNDEKİ PATATESE

Bir gazete haberi...

“Bu yıl patates üreticilerinin 1 liraya mal ettiği patatesi 60 kuruşa bile satamadı. Sadece Niğde ve Nevşehir’de 500 bin tona yakın patatesin depolarda alıcı bekliyor. Mart ayına kadar depolardaki patates satılmazsa depolarda çürüyecek. Üreteci ise mağduriyet yaşayacak.”

Bugünkü hal fiyatlarına bakacak olursak; size pazarda patatesi satacak pazarcı halden patatesi 1.5 lira ile 2.5 lira arasında alacak. Muhitine göre 3 lira ile 5 lira arasında da tabela koyup satacak.

Uç noktalardan gidersek tarlada 60 kuruşa satılamayan patates semt pazarında 3-5 lira. Çok fazla söze gerek yok. Patates üreticileri, hatta tüm çiftçiler birleşip kooparatifleşemezlerse daha çok ağlarlar. Sadece aracıların kazanabildiği bir hal sistemimiz var ve bu sistem kaba kuvvetle korunuyor. Devlet üretici ile tüketici arasındaki mesafeyi kısaltmanın yolunu bulmalı.

2018 yılında, bir aralar patates, soğan pazarlarda 10 liralar seviyesinde satılıyordu. Bir pazarcıya, “Artık çok oldunuz, sizi Cumhurbaşkanı’a şikayet edeceğim” dedim. Pazarcı pis pis sırıtarak, “Hale Reis bile giremez” dedi. Bu ülkede bir şeye aşırı şaşırmadığım hiçbir gün yok!

HÜKÜMETİ ELEŞTİREMEYEN GAZETELER

Bir gazete haberi...

“Medya ombudsmanı Faruk Bildirici, Muhammed Emin Saraç’ın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan verdiği gazete tercihlerine dikkat çekti. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kıymetlisi’ gazeteler belli oldu!” diyen Bildirici, Erdoğan, Muhammed Emin Saraç için Akşam, Yeni Şafak, Hürriyet, Sabah, Yeni Akit’e yarım sayfa başsağlığı ilanı verdi. İktidara uzak olanları geçtim, Erdoğan, Türkiye ve Milliyet’e bile ilan vermemiş. Enteresan bir tavır” yorumunu yaptı.”

Bu haber üzerine yorum yapmayacağım ancak kısa bir sorum var.

Vefat ilanı verilen gazeteler hâlâ gazete vasıflarını taşıyorlar mı? Bu gazeteler AKP’yi, hükümeti ve Cumhurbaşkanı’nı eleştirebilirler mi?

BİR KADIN BAŞKA BİR KADIN İÇİN BÖYLE KONUŞMAMALI

Bir gazete haberi...

“Uşak'ta cezaevinde çıplak arama yapıldığı iddialarını reddeden AKP’li Özlem Zengin, "Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez. Bu, kurgusal bir harekettir ve biliyoruz ki size bir 'Aferin" geldi. Hapisteki bu çıplaklıkla alakalı mevzuyu başlatan FETÖ'cü kadınlara bekledikleri yerden bir takdirname geldi" dedi.”

AKP’lilerin erkeğinde olduğu gibi dişisinde de var, “Bizden değilsen teröristsin” zihniyeti. Çok da kafayı buraya takmamak gerek. Partisi içinde ileri gelebilmek için yapılan bir politika olarak görüyorum ben bu tip agresif çıkışları.

Ama bu kez olay çok farklı. Suçu sabitlenmemiş, hatta yakınını hapishanede ziyaret etmek isteyen kadınlar tam ya da yarı çıplak soyularak en mahrem noktalarına kadar aranıyorlar. Günümüz teknolojisinde cebindeki kalemin içindeki mürekkebin cinsini gösteren dedektörler var. Uygulamaya kontrolden çok işkence denilebilir.

Tehdit edilerek, soyularak aranan kadınların çoğu ne yazık ki utançlarından ve korkularından yaşadıklarını saklıyorlar. Aynı tecavüz mağduru kadınlar gibi. Onların onur ve ahlaklarına dil uzatmak, özellikle bir kadına hiç yakışmadı. Umarım günün birinde Özlem Hanım yaptığı bu dehşet verici gafın farkına varır.

[email protected]

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner36

banner50