BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

banner57

Galatasaray’da yönetim ile üyeler arası zaman zaman kopar; ayrı tellerden çaldıkları çok olmuştur. Galatasaraylı üyeler hürdür, yönetimlerini saygı çerçevesinde yerden yere vururlar, en ufak detayına kadar inceler ve eleştirirler. Eleştirilen yönetimler de kendilerini dilleri döndüğünce ‘güzel ve düzgün’ bir türkçeyle savunmaya çalışırlar. Ancak Mustafa Cengiz ve arkadaşları eleştirilere tahammül edemediler. İşlerine gelmediği için Divan Kurulu toplantılarına bile katılmıyorlar. Katılmadıkları gibi o toplantıları küçümsemek adına ellerinden geleni yapıyorlar. Geçen ay ve bugünkü toplantı haberleri resmi sitede, “Ocak ayı video konferans toplantısı" başlığı altında yayımlandı!

Divan Kurulu toplantısını değersizleştirmek, küçümsemek kimsenin haddine değildir. Buna yeltenenlerin değerlerinin olmadığını, ne kadar küçük insanlar olduklarını ispatlar. İster başkan ol ister çok paralı yönetici; Divan Kurulu’na saygı göstermezsen, bu camia seni devirdiği sütünde ıslanan bir kedi gibi aklın başına gelsin diye kapının önüne koyar. Unutmayın ki tekrar o kapıdan girebilmek için ise binlerce özür miyavlaması gerekir!

ALLAH VERSiN!

Sürpriz bir yardım kampanyası açıkladı Başkan Mustafa Cengiz. Denilene göre arkadaşlarının bile haberi yok. Umarım her işte olduğu gibi kafasına göre takılmayıp gerekli izinleri almıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun içeriğinde Dernekler Kanunu, Yardım Toplama Kanunu gibi pek çok kanunda da bazı önemli değişiklikler yapıldı. Değişiklikler 31.12.2020 tarihli ve 31351 (5.Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu kanunla birlikte 5253 sayılı Dernekler Kanununun 1, 3, 19, 21, 30, 32 ve 36. maddeleri ile 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun 7, 9, 16 ve 29. maddelerinde değişiklikler yapıldı. Ayrıca her türlü izinsiz veya usulüne uygun yapılmayan yardım toplama faaliyetleri ile ilgili idari para cezalarının üst limiti artırıldı.

Umarım Bay Başkan, Resmi Gazeteyi güncel olarak takip eden hukukçularına danışarak bu kampanyayı başlatmıştır. Aksi taktirde astarı yüzünden pahalıya gelir.

İşin ikinci bölümü ise içler acısı. Galatasaray’ı bu kadar kötü yönettikten sonra Galatasaraylılar’ın bu kampanyaya ilgi göstereceklerini düşünmek de ayrıca incelenmesi gereken bir ruh hali!

Gomis’i gönderip Diagne’yi almak, bu trampadan 7 milyon euro zarar etmek bile yeterli beceriksizliğinizin ispatı için. Bunu yapan size, bu taraftar zırnık koklatmaz. Ancak “Allah versin” der.

Tüm zamanların en kötü yönetimi olarak tarihe geçtiniz. İlk genel kurulda edebinizle gitmezseniz gönderilmeniz de tarihe geçecek, haberiniz olsun!

KAVUKLU OKUL MÜDÜRÜ!

Alanya'da bulunan Mahmutlar İlköğretim Okulu Müdürü, Mehmet Uyar'ın kişisel sosyal medya hesabından, İsmet İnönü'nün mayolu bir fotoğrafını paylaşarak, "Devlet yönetmek ciddiyet ister. Lider olmak saygınlık ister. Bir lider de görüntü ve duruş çok önemlidir. Şimdi anlıyorum güzel ülkemin neden yıllarca geri kaldığını. Kimler bizi temsil etmiş. Yazık, boşa geçen yıllarımıza" diye yazmış.

İşte ben bu kafaya hastayım! Adam okul müdürü olmuş kafasına kavuk takıyor, sırtına cüppe geçiriyor, taht gibi altın varaklı bir sandalyeye oturup poz veriyor. Yetmiyor devlet adamlığı ve kıvrak zekası dünya tarafından onaylanmış İsmet İnönü’yü mayo giydiği için ağır dille eleştirme hakkını görüyor kendisinde.

Hadi bu Orta Oyunu’nun Kavuklusu, Pişekar neden cezasını anında vermiyor bu gerici yobaza?

HİÇ ALBERT CAMUS OKUDUN MU!

İşimiz spor, ağırlıkla futbol. 4-4-2, 3-5-2’sinde değilim ben. Futbolun felsefesine hayranım. Üç sonucu olan bu kadar basit bir oyunun kitleleri böylesine etkisi altına alabilmesi gerçekten çok enteresan. Varoluşçuluğun ve her ne kadar kendi reddetse de absürdizmin en güçlü yazarlarından biri olan Albert Camus’nün bir futbolcu olduğunu biliyor muydunuz. Cezayir Üniversitesi takımının kaleciliğini yapmış, vereme yakalanınca mecburen edebiyata vermiş kendini. Camus kısacık hayatına çok şey sığdırabilmiş ve sorgulayan bir yazar.

“Sonunda öleceksek ve hayatımız da iyi gitmiyorsa neden hemen ölmeyi tercih etmiyoruz” diyerek varoluşçuluk ve absürt çelişkileri bir cümlede anlatabilmiş. Neden Camus’den bu kadar bahsettik? Camus’yü seviyorum, futbolu sevdiği için seviyorum, sorguladığı için seviyorum, dualizmin batılı yansıması o benim için. Futbolu küçümseyen, kendini böylelikle entel sanan lümpenlere, “Ahlak ve insanın yükümlülükleri hakkında güvenebileceğim ne biliyorsam onu futbola borçluyum” cevabını verdiği için seviyorum. 

Fransızca biliyorum ama Camus’yü orijinal dilinde okuyabilecek kadar bilmiyorum. Değerli çevirmenlerin yardımıyla ana dilimde Camus ile tanıştım ve sevdim onu. 35-40 senedir de beraberiz.

Ceddimizin mezar taşını anlayabilmek için arapça bilmemiz gerekmiyor. Sırf iktidarda biraz daha kalabilmek için bir ülkenin dilini (ki türkçe en eski, en zengin dildir, bizim kutsalımızdır) değiştirmeye yeltenmek bile kabul edilemez. Ucuz siyaset budur ve bir sürü Kavuklu yaratmaktan başka işe yaramaz!

EDMUND VE İNÖNÜ

Ne demiş Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakın arkadaşı, ilk başbakanımız İsmet İnönü:

İyiler kötüler kadar cesur olabilirlerse dünya değişir!

İsmet İnönü’den 200 yüzyıl önce de İngiltere Avam Kamarası'nda uzun yıllar milletvekilliği yapmış İrlandalı-İngiliz siyaset adamı, yazar, hatip, siyaset kuramcısı Edmund Burke, “Kötülerin kazanması için, iyilerin seyirci kalması yeterlidir” demiş.

Atalarımız da “Korkunun ecele faydası yok” demiş.

Sanırım hepsi aynı şeyi değişik yollardan söylemiş. Hayatta en sevmediğim insan tipi korkaklardır. Düşmanımın bile cesurunu tercih ederim. Korkak ya erkin, ya bir silahın, ya bir bıçağın, ya da kalabalığın arkasına saklanır. Saklandığı an zaten çoktan mağlup olmuştur!

TAVUKLARA DİKİŞ ATIYORUZ!

Kimse umursamadı ama hafta içinde böyle bir haber çıktı gazetelerde. İki sağlık öğrencisinin yakarışı...

“Üniversitelerde, durum içler acısı. Hocalarımız, dikiş atmayı öğrenmemiz için bizden dana dili veya tavuk almamızı istedi. Dil pahalı, tavuk aldık. Hocalar, tarif ediyor. Bilgisayar başında, tavuklara dikiş atıp, öğrenmeye çalışıyoruz. Annem, ‘Tavukları da, ziyan ediyorsunuz' diye kızıyor. Uzaktan eğitimle sağlıkçı olunmaz.”

4 yıllık ebelik bölümü son sınıf öğrencisi B.B, “YÖK bize ‘kriter defteri' veriyor. Mezun olmadan 100 doğum muayenesi ve 40 doğuma girmem gerekiyor. Biz hiç doğum görmedik. Yanımızda bir gebenin doğumu başlasa, yapabileceğim hiçbir şey yok. Hasta olsam, ben kendime iğne bile yapamam. Uygulamalı eğitim başlamalı.”

Uzaktan olamayacak bazı şeyler vardır, sağlık eğitimi de bunlardan biri. Alışveriş merkezler, camiler, kokoreççiler falan açıkken tıp eğitimi veren okulların kapalı olmasına aklım ermiyor. Kokoreççiye, camiye, AVM’ye izolasyonunu koruyamayan cahiller gidebilir. Tıp fakültelerine ise sadece akıllılar gidebilir.

ODTÜ’DE BOĞAZİÇİ ETKİSİ

ODTÜ’de öğrenci asistanları bütçe kesintisi gerekçe gösterilerek işten atıldı. İşine son verilen iki öğrenci asistanı, geçtiğimiz günlerde ODTÜ’de Boğaziçi Üniversitesine destek eylemlerine katıldıkları için uyarıldıklarını, işten atmanın bunun ardından gerçekleştiğini açıkladı. CHP’li Gök, Bakan Selçuk'a yönelttiği soru önergesini TBMM Başkanlığı’na sundu.

Gök, soru önergesinde, “ODTÜ bünyesinde görev yapan 8 öğrenci asistanının görevlerine bütçe kesintisi sebebiyle son verildiği öğrenilmiştir. Lisansüstü koordinatörleri tarafından sert bir dille uyarıldıklarını ifade etmekte, bir önceki hafta öğrenci asistanı alımı yapıldığı halde kendilerinin görevlerine son verilmesine anlam veremediklerini belirtmektedirler. Özellikle dar gelirli öğrencilere maddi destek sağlayan ve cüzi ücretler karşılığında yapılan öğrenci asistanlığı görevinden alınan çocuklarımız mağdur edilmişlerdir" dedi.

Bu da bir gazete haberi ama her gazetede çıkamadı tahmin edeceğiniz gibi. Gençlerin gelecekleriyle oynamaktan bile çekinmiyor bu baskıcı zihniyet. Haince geliyorlar haklarını arayanların üzerine.

İntikam duygularıyla ülke yönetilmez, “Benden olmayan yaşamasın” zihniyetinin sonu hiçbir zaman mutlu sonla bitmemiştir!

İNCE VE SARIGÜL!

Eski CHP’li Maharrem İnce ve Mustafa Sarıgül parti kurup seçime girecekler. % 1 oy alabilirler mi?

Hiç sanmıyorum.

Ayrıca alacakları her oy bugüne kadar karşılarında durdukları AKP ve MHP’ye yarayacak. Bu durumu düşünebilecek kadar akıllı olduklarına eminim.

İşte bu durum da bir inatlaşma örneği. CHP içindeki antidemokratik yapı değirmeni belki bu iki ismi un ufak etti ama kendini değil de halkı düşünüyorsan böyle işlere kalkışmayacaksın. “Devrimi tamamladım, torun seveyim artık” demesini bileceksin.

Tüm liderler için geçerli söylediklerim. Sadece iktidar partilerini ya da muhalefet partilerini değil, her olumsuzluğu eleştirebilirseniz kendinize gazeteci diyebilirsiniz! Yoksa şaklabandan öteye geçemezsiniz!

[email protected]

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner36

banner50