Bülent Soylan
[email protected]

Sırf ümitle beslenmenin “kofti”liği üzerine

15 Mart 2021 07:59

“Ümit fakirin ekmeği, ye Memet ye!...”

Çok sıradan bir sözmüş gibi görünen ama altını biraz eşelerseniz oldukça derin anlam verebileceğiniz bir sözdür bu.

Aynen Servet-i Fünûn (Bilimin zenginliği) akımı şairi Tevfik Fikret’in (1867-1915) “Balıkçılar” adlı ünlü şiirinde geçtiği gibi
Ne diyor Fikret orada:

“Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder

Bugün açız yine; lakin yarın, ümid ederim

Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader”

Oysa o da bilir ki sular kolay kolay sakinleşmeyecektir, ihtiyar balıkçı çaresizdir, “kaderi” budur.

Kader derken "sonunda olacağı budur" anlamında tabii...

*

Gelelim oldum olası “Gelişmekte olan” ülkelerden olan Türkiye’mizin kaderine.

"Gelişmiş ülkeler", bizim gibi kişi başına milli geliri 10.000 doları aşamamış olan ülkelere "gerimizde kalmış" demez de, biraz da diplomatik bir kurnazlıkla “gelişmekte olan ülkeler” derler. 

Sanal dünyanın ünlü ansiklopedisi “Wikipedia” ise daha gerçekçi, "harbiden" bir bakış açısıyla şöyle tanımlıyor bunu:

“Ekonomik ve coğrafi bir terim olarak gelişmiş ülkelerden bir kademe geride yer alan ve dünyanın birçok ülkesinin içinde bulunduğu ülkelerdir. Gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere göre daha düşük bir yaşam standardı, tam olarak gelişmemiş bir sanayi alt yapısı ve yine gelişmiş ülkelere kıyasla "daha düşük insani gelişim endeksi" mevcuttur...”.

Peki, 30 kadarı açıkta, bir o kadarı ise "neme lazım" deyip pek ortalarda görünmek istemeyen hepsi hepsi 60 kişi denebilecek gizli dolar milyarderimizin paralarını da sen ben dahil halkımızın ortaklaşa sayılan gelirine kattığımızda acaba bu yazının yazıldığı günler itibariyle bizdeki durum yani "vatandaş başına" düşen yıllık gelir nedir?

2020 sonunda milli gelirimiz üstelik bir önceki yıla göre %16 da artarak 5 trilyon 47 milyar 90 milyon lira olmuş.

Nüfusumuzu 84 milyon sayar ve bardağın hep dolu tarafından bakan TÜİK’in rakamlarına dayanırsanız bu gün için 7,5 liralık kurdan adam başı yıllık gelir 8.012 dolar.

Bu iş dolar üzerinden hesaplanır dünyada.

Mesela kur yarın 8 liraya mı çıktı? bu sefer de adam başı gelir 7.511 dolar.

“Pardon… yedirip içirdiğimiz ama olur ya, nüfus sayımında hesaba katmadığımız şöyle bir 4 milyon da Suriye’liyi kat bu paylaşıma; 

Al sana çıkan hesap bu sefer de 7.170 dolar.

Maazallah yarın bir dolar 10 lira olsa var ya... ki hazretin sağı solu belli olmaz, çarp böl adam başı 5.736 dolar.

Düştün mü böylece şu 10 bin dolarla ölçülen "insani gelişmemişliğin" de neredeyse yarısına.

Ne demişlerdi?

“Kişi başı 10 bin dolara kadar” “

"Gelişmiş ülkelere göre daha düşük bir yaşam standardı", 

"Tam olarak gelişmemiş bir sanayi alt yapısı" ve yine 

"Gelişmiş ülkelere kıyasla daha düşük “insani gelişim endeksi”.

Peki, bu güne kadar bir türlü yapamadık şu kalkınmayı, kısmet olmadı tamam ama; ya şu bizim büyük büyük “ümit”lerimizden niye söz etmiyor ki elin oğlu?

Taa 1950’lerden falan başlayıp bugün 2023’lere, 2071’lere falan uzanan göz yaşartıcı, göğüs kabartıcı ümitlerimizden mesela?

Bahsetmez tabii, bu "maddeciler" sadece "sonuca" bakarlar çünkü.

*

“Ümit fakirin ekmeği” deriz ya…

Ye babam ye bu ümit ekmeğini.

Sen yiyorsan, elin oğlu neden yedirmesin de aç kaldım diye bar bar bağırtsın seni.

Beslenir misin peki?

Ne alaka…

Sen hiç sadece kuru ekmekle karnını doyuranların sağlıklı beslendiğini gördün mü?

Beslenemez… Sadece o gün için “koftiden” karnı doyar, göbeği şişer “açım” falan diye bağırmaz olsa olsa.

Hoş dese ne yazar ki

Bak geçenlerde bir siyasimiz iftiharla söylüyordu zaten “Türkiye’de aç yatan mı var ki?” diye.

Yok zahir… en azından kuru ekmek bulabiliyorsa insanlar asla aç sayılmazlar. Sonra hadi aç kaldı diyelim üç gün üst üste; o zaman da açlıktan ölür, ölünce de nüfus kaydından düşülür kendisi, ardından bizde böyle aç yaşayan, aç yatan birileri yok ki denir.

Demek ki laf doğru: hayatta aç yatan yok.

*

Peki bu “ümit” durumu bu kadar da mı ümitsiz bir vak’a bizler için?

Mesela şu gelişmişler neden ikide bir kendi ümitlerini dile getirmiyorlar ve “Daldaki kuş”a değil “Eldeki kuş”a bakıyorlar, sonra gelişmişlik endekslerindeki sıralarıyla öğünüyorlar hep?

Bizdeyse neden bu dünyadan başlayıp "öbür dünyanın nimetleri"ne kadar uzanan o “ümit”li bekleyişler?

Galiba vadesi dolup “bir önceki ümit” gerçekleşmeyince bu sefer de “daha büyük bir ümide” yeni bir vadeye sarılmaya hazır olmamızdan.

Deriz ya “Ümitsiz de yaşanmıyor” diye.

Doğru tabii… ümitle yaşıyoruz, biri bitince yeniden ümitleniyoruz.

Sen bunu yedikçe de “ye memet ye” demeleri ondan.

Yiyoruz bu durumda, yiyoruz da öylesine işte. Aç kalmamak için ve “koftiden” beslenerek.

Sonra da sadece ekmekle beslenmekten dolayı kof, vitaminsiz, proteinsiz, mecalsiz falan filan.

Hani adamların "daha düşük insani gelişimli" dediği gibi.

Ve de… daha nice yılların ardındaki hedeflere sadece "karın tokluğuna" ve bir ümitten bir ümide koşarak, coşarak…

Yani kaderimizdeki gibi,

Yani "zaten sonunda olacağı budur" dedikleri gibi.

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

Şu Kanal inadındaki asıl mesele görünenlerden çok daha farklı olabilir mi?
06 Temmuz 2021 07:59

Bu memlekette bir şeyleri toptan değiştirmedikçe
09 Haziran 2021 07:59

"Vergi takozu" ve sadece devlete gelir sağlamak için vergicilik
29 Nisan 2021 07:59

Yap işlet devret modelini yanlış anlamak, yanlış anlatmak ve işin özünü atlamak
30 Mart 2021 07:59

Türkiye çağdaşlaşmayı gelişmiş beyinlerle yakalamak zorundaysa
10 Mart 2021 07:59

Asgari ücretlinin mali gücü ve bu işler nerede başlar nerede biter
?
11 Şubat 2021 07:59

Ekonomide "Kayıt dışını kayıt dışına sürerek" büyümek
05 Şubat 2021 07:59

Bir felaket tablosunu reformla düzeltmeye niyetlenmek

13 Ocak 2021 07:59

Dışarıdaki paralar ne zaman geri gelir?
24 Kasım 2020 07:59

Nereye gitti bunca yılın deprem vergisi sorgusunun sonuçsuzluğu üzerine
03 Kasım 2020 07:59

Kral çıplak dolaşırken siyasette sabır ya da cesaret
24 Ekim 2020 07:59

Tarikatlar, popülist siyaset ve
 nasıl kurtulacağız bu dertlerden?
17 Eylul 2020 07:59

Arabaya ÖTV koydular
 ya da maksat siyaset olsun (mu?)
02 Eylul 2020 07:59

Kurun etkisini patates üzerinden anlatmak
20 Ağustos 2020 07:59

“Stopaj” diye ayrı bir vergi olduğunu sanan siyasiler ve esnaf kendine iyilik beklerken
04 Ağustos 2020 07:59

Yukarıdan aşağıya çalıştırılan demokrasi ve "Bizim parti neden bir şeyler yapmıyor?"
21 Temmuz 2020 07:59

Ne olacak bu vergi düzenimizin hali?
10 Temmuz 2020 07:59

Tüm Yazılar