Müslüm Eke: Türküler için doğru adres Cem Tv
Cem TV ekranlarından yayınlanan türkülere can veren program “Türküler Söyle” ses yarışmasının en çok konuşulan isimlerinden biri Müslüm Eke ile türküleri, sanatı konuştuk...
Güncelleme: 06.03.2014 14:13

Cem TV ekranlarından yayınlanan türkülere can veren program “Türküler Söyle” ses yarışmasının en çok konuşulan isimlerinden biri Müslüm Eke…

Eke, yarışma esnasında sorulan sorulara başını sallayarak yanıt verse de, kelimeler onun parmaklarından dökülür. Bağlamayı eline aldığında anlatmak istediği, söylemek istediği ne varsa o zaman çıkar ortaya…

İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarı’ndan mezun olan Eke,  müziğin okullu kısmından gelse de, türkülerle olan tanışıklığı, bağı çocukluk yıllarına dayanıyor. Türkü sevdalısı bir ailede, Davut Sulari, Ali Ekber Çiçek ve Mahsuni Şerif kasetlerinin çalındığı bir ev ortamında büyümüş Eke… Büyük ozanlarımızı dinleyerek büyüyen o çocuk şimdi en önemli bağlama virtüözlerinden biri…  Müslüm Eke, türküleri ise halkın ifade aracı olarak görüyor…  “Türküleri dinleyen insan,  okuyan insan, üreten insan pek sevilmiyor. Çünkü hakkını savunur, çünkü sorgular, çünkü birilerinin tekerine çomak sokar.“ diyor. Cem Tv’de yayınlanan Türküler Söyle Ses Yarışması’nın orkestra şefi ve proje yürütücülerinden Müslüm Eke ile yarışmayı, türküleri ve sanatı konuştuk.

Türküler Söyle Ses Yarışması’na nasıl dâhil oldunuz?

- Türküler Söyle Ses Yarışması’na Cem Tv’nin teklifiyle dâhil oldum. Yıllardır diğer kanallarda bu tarz yarışmalar yapıldı.  Çok başarılı olup müzik camiasına birilerini kazandıranlarda oldu tamamen popüler kültüre hizmet vermek adına yapılan yarışmalarda oldu.  Amaç ve samimiyet önemli tabi ki. Bu nedenle diğer yarışmalar yer almadım kendime yakın hissetmedim.

Yıllardır diğer kanallarda bu tarz yarışmalar yapılıyor,  onlara nasıl bakıyorsunuz? Yer aldıklarınız odu mu?  Cem Tv’de ki türkü yarışmasının diğerlerinden farkı ne sizce?

İlk başlarda “Türküler Söyle Ses Yarışması”nda orkestra şefi olarak yer alacaktım. Ancak Hocam Emre Saltık’ın ricasıyla Anadolu Yakasındaki ön elemelerde jüri olarak  bulundum,  yapım ve iş  ahlakım gereği, bir projede yer alıyorsam o projenin sadece müzikal bölümünde değil, tüm boyutuyla güzel olmasını isterim. Fikirlerimi sunarken,  kendimi ister istemez projenin yürütme bölümünde buldum. Özellikle değinmek istediğim bir konu var. Cem Tv’de yapılan bu yarışma, aslında yarışma demek bence yanlış,  farklı bir önemi var. Cem Tv’nin ve kültürümüze hizmet eden diğer kanalların bir misyonu var. Diğer ulusal kanallarda şuan bir tane dahi Halk Müziği ve türkülere dair program yok. Önce kİ yapılan yarışmaları veya türkü programlarında daha çok popüler kültüre hizmet adına bir şeyler yapmaya çalışıldı; dediğim gibi başarılı olanları da vardı, dejenere edeni de... Ama Cem Tv’nin bu kültüre türkülere hizmet etmek gibi bir misyonu görevi olduğundan bence en doğru adres burasıydı. O nedenle “Türküler Söyle Ses Yarışması”na, yarışma değil de, kültürümüze hizmet veya bu camiaya önemli birilerini kazandırmak adına yapılan bir program gibi bakmak daha doğru olur.

“Türküler Söyle Ses Yarışması”nda sadece orkestra şefi değil, aynı zamanda projenin yürütücüleri arasındasınız?

- Ben sadece Anadolu Yakası elemelerinde jüri oldum fakat diğer bölge ve illerdeki elemeleri görüntüleri izleyerek takip ettim. Ve binlerce kişi arasında 35 kişi belirleme görevinde de bulundum. Kriterlerimiz sesi,  yorumunu yani müzikal yeteneğinin yanı sıra farklı yöreleri de okuyabilmesi.

Halk Müziği’ni baktığımızda bir nevi klasik müzikle aynı kaderi paylaşıyor ve Ana akım medyada kendine yer bulamıyor. Sizce bunun nedeni nedir?

-Türkülerin Ana akım medyada yer bulmaması…  Aslında türkülerin popülerliğe veya ana akım medyada yer bulmasına gerekte yok. Davut Sulari’den tutun Mazuni Şerif’e, Muharrem Ertaş’tan,  Ali Ekber Çiçek’e birçok ozanımızın zamanında ne ana akım medya vardı, ne de başka bir şey ama hala onların türkülerini çalıyoruz söylüyoruz. Ana akım medyanın Anadolu kültürüne, türkülerine, şarkılarına hiçbir şekilde hizmet etmediğini biliyoruz. Ve sebebinin de tamamen politik olduğunu düşünüyorum. Televizyonun yaygınlaşmasıyla birlikte,  kitap okuma alışkanlığı sosyal ilişkilerin, sohbetin ve muhabbettin ne kadar azaldığını biliyoruz. Şimdi bir de internet ve sanal ortamlar var ki tamamen insani sosyal hayattan alıp koparan bir durum. Türküler yüzyıllardan beri geleneklerimizi, kültürümüzü, inancımızı, sevdalarımızı, hüzünlerimizi, sevinçlerimizi, davamızı ve birçok etik değerlerimizi bugünlere getiren önemli bir taşıyıcı. Türküleri dinleyen insan,  okuyan insan, üreten insan pek sevilmiyor. Çünkü hakkını savunur, çünkü sorgular, çünkü birilerinin tekerine çomak sokar. 1980 sonrası üretmeyen sorgulamayan bir nesil yetiştirmek istendiği için televizyona hapsedilen veya günümüzde bilgisayara hapsedilen bir nesil yetiştirmek istendiğinden politik bir hedef olarak ana akım medyalarda türkülere ve kültürümüze dair yayınlar yapmadığını düşünüyorum.

Müslüm Eke pek çok sanatçının çalışmak istediği bir isim, farkındalığınızı nasıl yarattınız?

Müslüm Eke pek çok sanatçınım çalışmak istediğim bir isim midir bilmiyorum(Gülüyor). Ama ben mesleği müzisyenlik olan, müzisyenlik genleri taşıyan biriyiyim. Çok küçük yaşlardan beri müzisyenlik yapıyorum. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı mezunuyum. Sahnede ve stüdyoda halk müziği albümlerine bağlama çalarak müzik yönetmeliği yaparak katkıda bulunmaya çalışıyorum. İşimi aşkla yapıyorum ve yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalışarak başarılı olmaya çalışıyorum. Prensip ve disiplin çerçevesinde tabi… Bu iş tabi ki usta çırak ilişkileriyle öğrenilen geliştirilen bir iş. Ustalarımızdan sadece müzikal bilgi değil, edep erkândan öğreniriz. Amacım benden sonraki nesillere doğru bir örnek olabilmek. Ve bu kültürü yarınlara doğru şekilde aktarmak bu ummada bir damla olabilmek amacımız…

Türkülere dair beklentileriniz neler? Bir dönem türkülerin kendilerini var edebildiği alan türkü barlardı. Türkü barların halk müziğine zarar verdiğini düşünüyor musunuz?

-Türkülerden beklentilerimiz bahsettiğim gibi türküler yüzyıllardır değerlerimizi taşıyıcı olarak bu günlere getirdi. Bu kültür meselesi bizler kültürümüzü çocuklarımıza bizden sonraki nesillere doğru şekilde öğretirsek türkülerde yüzyıllardır yaşamaya ve tarihe tanıklık yapmaya yarınlara ışık tutmaya devam edecektir. Türkülerin kendilerini var edebildiği birçok alan vardır.  Türkülere sahiplerine, ne için ne amaçla bestelendiğine, Türküler söyleyen kişilere saygı gösterildiği surece Türkü söyleyen her yer özeldir. Bence... Bunun adı Türkü barda olabilir, düğün salonunda olabilir, konser salonunda olabilir.   Ama bu bahsettiği dengelere saygı gösterilmiyorsa yer önemli değil.  Her yerde türkülere zarar verilir.

Türkülere medya az yer veriyor peki sanatçılar kendilerini nasıl var edecek?

- Özellikle internettin özellikle internet yargılanmasıyla her şeye çok çabuk ve çok kolay ulaşılabilen ve bir o kadar kıymetli bilmeden çok çabuk tüketen bir toplum olduk.  Geçekten bu zamanda bir şeyler üretebilmek bunları sunabilmek zor ve bir o kadarda maliyetli bir durum haline geldi.  Sanatçılar kendilerini var edebilmeleri çok zor bu koşullarda. Emeğe saygılı, üretene saygılı, tüketime dönük değil de, üretime dönük bir nesil yetiştirmek ve toplumsal bilinci,  genel kültürü yüksek bir toplum olmaktan başka bir çözüm yok. Bunu aşılayan bir devlet olmalı ki sanata sanatçıya en basta devlet değer vermeli ki toplumsal bilinçte bu yönde gelişsin ama su şartlarda biraz zor gibi görünüyor. Umut etmekten başka çaremiz yok.

Hilal Solmaz/ Cem TV Kültür Sanat Müdürü

 
 
 




    Ad Soyad
    Mesajınız
 
 
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır...









Tüm hakları saklıdır © 2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.