Tartışıyoruz ama bence yanlış tartışıyoruz. İki çeşit dinleme/izleme var. Biri zaten yasadışı olanlar, onları tartışmaya bile gerek yok çünkü bu suç. Bakın geçenlerde Başbakan’ın da dinlendiği, yasadışı biçimde dinlendiği ortaya çıktı. Ergenekon dosyasında koca koca komutanların bilgisayarlarından bile yasadışı dinleme kayıtları çıktı. Şimdi bu suçun cezası artırılacak.
İkincisi ise yasal, yani mahkeme kararıyla yapılanlar. Telefonu Ergenekon soruşturması kapsamında mahkeme kararıyla dinlenen bazı yargı mensupları, kendi haklarında alınan dinleme kararlarının yasaya ve usule aykırı olduğunu iddia ediyor. Zaten bu iddiaya dayalı şikâyetler üzerine ortaya döküldü, mesela İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın da dinlendiği, İstanbul Adliyesi ve Sincan Adliyesi santrallarının dinlendiği, Yargıtay’a ait olan bir telefonun dinlendiği vs. Şimdi yargı mensupları hakkında alınan dinleme kararları yasaya ve usule uygun mudur, değil midir bu yakında ortaya çıkacak. Çıkacak ama biz bu sayede mevcut telefon dinlemeyle ilgili yasal mevzuatımızın tam olarak uygulanmadığını da bir kez daha gördük.
Yasaya göre bir suç soruşturması için telefonu dinlenen ama haklarında daha sonra takipsizlik kararı verilen kişilere savcılıkların, ‘Sizi dinledik ama bir şey bulamadık, kusura bakmayın’ diye dinleme sona erdikten 15 gün sonraya kadar bir mektup yazması gerekiyor. Bu yapılmıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, telefonlarının dinlendiğini, kendisinin kameralı ekiplerce izlendiğini, bu dinleme ve izleme bittikten 40 gün sonra basın aracılığıyla öğrendi, kimse ona bunu resmen bildirmedi mesela.
Öte yandan geçmişte Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek’in bazı açıklamalarından biliyoruz ki, görevi mahkemelerin verdiği dinleme kararlarını uygulamak olan TİB çoğu zaman önüne gelen mahkeme kararlarına bir üst mahkeme nezdinde itiraz etmiş ve itirazında başarılı da olmuş, yani verilen izin iptal edilmiş.
Tabii TİB bu itirazlarını önündeki yasaya göre yapıyor, yasaya şeklen uymayan dinleme izinlerine itiraz ediyor. Ama biz verilen dinleme izinlerinin gerçek anlamda ne şekil ne de içerik denetiminin yapılmadığını biliyoruz. Burada, bana göre yasada bir değişikliğe ihtiyaç var. Hazır hükümet yasayı değiştiriyorken belki bu konuya da el atmalı, en azından konu tartışılmalı.
Bana göre, telefon dinleme mevzuatında, mahkemelerin verdiği kararları vatandaş açısından denetleyecek, bu kararların hem usul hem de içerik bakımından yerindeliğini sorgulayacak bir çeşit ‘ombudsman’a, bir çeşit ‘halk avukatı’na ihtiyaç var. Bu ‘halk avukatı’ mahkemelerden gelen dinleme kararlarından gerekli gördüklerine, kararların gizliliğine halel getirmeden üst mahkemeler nezdinde itiraz edebilmeli, bir anlamda telefonu dinlenen vatandaşın savunuculuğunu yapmalı. Eğer araya böyle bir itiraz mekanizması girecek olursa, hem dinleme kararlarına imza atan hâkimlerin hem de dinleme talep eden savcıların kendilerine biraz daha çekidüzen vereceğine, telefon dinlemenin en yaygın ve en önce başvurulan suç soruşturması yöntemi olmaktan yavaş yavaş çıkacağına inananlardanım.
|