Beyaz güvercin,kararmadan!
‘Birlikte yaşama ve hoşgörü kültürü, insanların benimsemiş oldukları inançlardan ödün vermeleri anlamına gelmez’
Güncelleme: 16.01.2014 15:52

Mamak Tuzluçayır’da inşa edilecek Cami- Cemevi ve Kültür Merkezi kompleksinin temeli, 9 Eylül’ de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, CHP Milletvekili Sinan Aygün’ün de katıldığı törenle atıldı. Beyaz güvercinler uçuruldu. Fakat şimdi Tuzluçayır’ da ki inşaatın başında polis 24 saat beklerken asimile edilmek istediğini düşünen halk’ da 24 saat ayakta.

Alevi-İslam Din Hizmetleri Başkanı, 35 yıldır Anadolu’ nun köylerinde, kasabalarında, şehirlerinde, inanç önderliği yapan, Dede Celal Özer’e, ‘Cemevi-Camii projesine hakkında ne düşünüyorsunuz? Cem e katılanları bu proje nasıl etkiler? Onların bu durumdan dolayı ceme katılmama olasılığı var mı?’ diye sorduğumda: ‘Ben Celal Dede olarak, bu projeye şöyle bakıyorum. Halk arasında barışı, birlikteliği, dostluğu, kardeşliği, sağlamak için, kavgayı, kini, nefreti, ayrılıkları, ortadan kaldırmak gerekir diyorum. Bu da tüm farklı inançlara sahip insanların birlik, dirlik, barış ve hoşgörü içerisinde, yaşamalarını sağlamakla olur. Sadece yaşama ve ibadete insanı yerleştirerek, sevgiyi hoşgörüyü, birlikteliği, bu günlere kadar getirdik. Ama tüm demokratik, ülkelerde insanlar, insanca dostça, barış içerisinde eşit şartlarla birlikte yaşarlar. Çözüm tam demokrasidir’.Mamak Tuzluçayır’da inşa edilecek Cami- Cemevi ve Kültür Merkezi kompleksinin temeli, 9 Eylül’ de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, CHP Milletvekili Sinan Aygün’ün de katıldığı törenle atıldı. Beyaz güvercinler uçuruldu. Fakat şimdi Tuzluçayır’ da ki inşaatın başında polis 24 saat beklerken asimile edilmek istediğini düşünen halk’ da 24 saat ayakta.

Alevi-İslam Din Hizmetleri Başkanı, 35 yıldır Anadolu’ nun köylerinde, kasabalarında, şehirlerinde, inanç önderliği yapan, Dede Celal Özer’e, ‘Cemevi-Camii projesine hakkında ne düşünüyorsunuz? Cem e katılanları bu proje nasıl etkiler? Onların bu durumdan dolayı ceme katılmama olasılığı var mı?’ diye sorduğumda: ‘Ben Celal Dede olarak, bu projeye şöyle bakıyorum. Halk arasında barışı, birlikteliği, dostluğu, kardeşliği, sağlamak için, kavgayı, kini, nefreti, ayrılıkları, ortadan kaldırmak gerekir diyorum. Bu da tüm farklı inançlara sahip insanların birlik, dirlik, barış ve hoşgörü içerisinde, yaşamalarını sağlamakla olur. Sadece yaşama ve ibadete insanı yerleştirerek, sevgiyi hoşgörüyü, birlikteliği, bu günlere kadar getirdik. Ama tüm demokratik, ülkelerde insanlar, insanca dostça, barış içerisinde eşit şartlarla birlikte yaşarlar. Çözüm tam demokrasidir’.

1400 yıldır bu topraklarda hep beraber yaşıyoruz. Peki siz ‘eşit şartlar’ şartlarda yaşadığınızı düşünüyor musunuz diye sorduğumda: ‘Devletimiz, tarafları eşit tutarak yurttaşları her açıdan eşit davranırsa, işte o zaman bilgide olsun, ibadette, hoşgörü de olsun aynı şartlarda beraber serbest ve özgürce yürüyebilirler. Maalesef ülkemizde bu sağlanmadı, sağlatılmadı. Biz Alevi toplumu olarak 100 yıllarca itildik, kakıldık. Ali’yi sevmek nerede ise suç olur diye, yıllardır zor şartlar altında yaşamaya devam ettik. Artık toplumların Ehli Beyt ile tanışıp, birbirini tanıması gerekiyor. Nasıl, biz Ehli Beyt’i cem evlerimizde anlatıyorsak, artık Ehli Beyt’ i, Sunni kardeşlerimizin de evlerine taşımayı, Ehli Beyt’ in sevgisini yüreklere, hoşgörü, barış içerisinde o yüreklerde çoğaltmalıyız, düşüncesini taşıyorum’.

Ülkemizde camilerimizin kiliselerle, cemevlerinin camilerle yan yana, olduğu çok yerler var. Bunlar, bizlerin alışık olduğu görüntüler. Fakat camii-cemevi, ortasında aşevi ve ortak bir kütüphaneden oluşan projeye, Alevi toplumu tepki veriyor. Bu tepkiler, Alevi toplumunda, bölünmeye neden olabilir mi sorusunu akla getiriyor. Bu projenin sadece Cem Vakfı’ nın Yürütme Kurulu’nun kararı olmadığını, proje kendilerine, sunulduktan sonra, 31 Ağustos’ ta dedeler, babalar, Bektaşi dedeleri, Ocaklar Kurulu’ dan oluşan toplantıda alınan onay ile bu projenin kabul edildiğini söyleyen  Özer: ‘Bu proje bize geldi soruldu, danışıldı. Biz şunu söyledik ‘neden olmasın’. Eğer bu güne kadar cemevlerine ibadethane statüsünü vermeyen insanlar tarafından cemevi, camii ile eş değerde yapılıyorsa, biz buna neden onay vermeyelim, dedik. Türkiye’de köylerde dahil, 3000’e yakın cemevimiz var. Bunların önü açılacak ve ibadethane statüsü kazanacaklar. Biz Alevi toplumu hoşgörülü bir toplumuz. Eğer bu projeyi kabul etmese idik ‘bak işte camiyi kabul etmedikleri gibi, cemevini de kabul etmiyor’ denecekti. Bundan dolayı, madem ki Ehli Beyt’in hoşgörüsü ile biz kendimizi bu dünya da adem etmişsek gelen teklifi de geri çeviremezdik. Teklife şöyle cevap verdik; ‘Aynı avluda cami ve cemevi beraber olabilir. Ama caminin adı mescit olmalıdır. Minaresi olmamalı dedik. Orta da bir aşevi ve ortaklaşa bir kütüphanesi olsun, fakat  alevi kitapları bir bölümde, Ehli Sunni kitapları ise diğer bölümde olmasını istedik. Çünkü, bazen öyle kitaplar görüyoruz ki sadece kapağında Ehli Beyt, ama içinde başka şeyler yazıyor. Bunu da ayırt edebilmek için de, alevi tarafı alevi, diğer tarafın da suni kütüphane müdürü olması gerekiyor ki, her iki toplulukta da olan batini kirliliklerden kaçınılsın’ dedi.

Cemevilerinin ibadethane olarak kabul edilmesi için 5 yıl devlet ile mahkemelik olduklarını ve cemevlerinin ‘ibadethane’ olarak kabul edilmesini sağlamaya çalıştıklarını söyleyen, 1996 yılından beri Cem Vakfı bünyesinde görevli Bektaşi babası Hakkı Saygı, ders kitaplarına Alevilerin ibadet yeri cemevidir, diye yazdırdıklarını,  ama ‘ibadethane’dir’ sözünü kabul ettiremediklerini, ‘İbadethanedir’ sözünü kabul ettirdiğimiz zaman camii ile aynı eşit seviyeye geleceğini söyledikten sonra şöyle devam etti: ‘Bu projeyi henüz devlet kabul etmiş değil. Biz hoşgörüyü ön plana çıkarıyoruz ve din anlayışındaki farklılıklarının sorun olmadığını objektif olarak anlatmaya çalışıyoruz. Fakat ‘dincilik’ ile suçlanıyoruz. Kimin tarafından ‘ kendi insanlarımız’ tarafından.
 

Bu projeyi Fettullah Hoca’ nın grubu ve Sunni kesim ‘ibadethane’ olarak inşa etmeyi istiyor, yani rastgele bir bina değil. Biz de geçmişten bu yana cemevinin ibadethane olmasını istiyorduk, şimdi kendiliğinden cemevi ve camii yan yana ikisi de ibadethane olarak aynı avluda yer alıyor.

Ankara’ nın göbeğinde camii ve cemevi oraya ibadethane olarak yapılmışsa, demek ki bir toplum bunu kabullenmiş. Bir kısım toplamda karşı çıkıyor ama zaman içinde kabul eder. Her zaman böyle, önce tepki verilir. Mesela şimdi din ve ahlak kitapları kaldırılsın diyen bir toplumumuz var bizim.


Ben o grubun içindeki yazarlardan biriyim. 1.5 yıl Milli Bakanlığı, Din işleri Genel Müdürlüğünde Bakan Faruk Çelik tarafından görevlendirildik. 10-16yaşlarındaki çocukların anlayacağı seviyede. Buna karşı çıkanlar oldu, ama 18 milyon bu kitaplar her sene basılıyor, evlere giriyor, hem suni hem alevi çocuğu bunları okuyor. O zaman bir suni çocuğu ‘ Aleviler dinsiz değil, Aleviler Müslüman değil’ diyemeyecek’ diyor.

Soru ve Cevaplarla Alevi-Bektaşi İnancı’, ‘Erkanname’ ve ‘Balkanlar’ da Alevilik-Bektaşilik’ adlı kitapları da olan Saygı, ‘Camii ile cem evinin bir arada veya birbirine yakın mesafelerde olması halinde Alevilerin asimile olacağından söz edileceği konusunda ki görüşleri ise; ‘İnsanın herhangi farklı bir dini inanç ve düşünceyi benimsemesi, başkalarıyla barış ve huzur içinde yaşamasına engel değildir. Dini inanç ve yorumlardaki farklılıklar, inanç ve fikir dünyasının zenginliğini gösterir. İnsanları birbirinden farklı kılan din, dil, cinsiyet ve ırk gibi bazı özellikler vardır. Hoşgörü, bu değişik özelliklere sahip olan insanların bir arada birbirlerinin farklılıklarına saygı duyarak barış içersinde yaşama becerisi kazanmalarına katkıda bulunur. Bu duyarlılık ise bilgi ve iletişimle gelişir. Düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü de hoşgörü kültürünün zenginleşerek beslenmesini sağlar.



Birlikte yaşama ve hoşgörü kültürü, insanların benimsemiş oldukları inançlardan ödün vermeleri anlamına gelmez. Hoşgörü kültürü, insanın kendi inançlarını yaşamakta özgür olması ve başkasının da kendine ait inançlarını yaşamasını kabul etmeyi gerektirir. Dini farklılıkları ve kültürel çeşitlilikleri kabul etmek, toplumların bir arada yaşamalarını garanti altına almaktır. Kuran-ı Kerim, insanların birbirini tanımaları ve anlamaları için Allah’ın onları farklı toplumlara, renklere ve dillere ayırdığını ifade eder. Aşağıdaki Kuran ayetlerinde bu hususu çok açık olarak görmekteyiz: “Ey İnsanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık”.

 
Amaçlarının ne kadar barış için olduğu söyleseler de, bunun böyle olmadığını savunan grup için, Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı N. Doğan Bermek:  ‘Cemevi projesi, proje ortaklarının kimlikleri nedeni ile fazlası ile politize edilmiş bir proje olmuştur. 



Ülkemizde Cami-Cemevi bir çok yerleşkede, bazı yerlerde aynı binanın alt katı, üst katında, bazı yerlerde yan yana uzun yıllardır var. Bugün de bir çok kentte cemevi, camilerin hemen yanındadır. İbadethaneler çoğunlukla yerleşkelerin kolay ulaşılan bölgelerinde ve birbirine yakın olarak inşaa edilmişlerdir. Kısaca toplum bu tür gerilimleri çok önceden aşmıştır.
Bu projeye radikal Alevi  ve radikal  Sünni kesimlerden gelen tepkiler sosyal veya dini nedenlere değil politik nedenlere dayanmaktadır. Politik amaçlar peşindeki gruplar konuyu politize etmeye gayret etmektedirler. 


Kanımca, Alevi ve Sünni toplumun büyük çoğunluğu böylesine bir dışlama ve nefret söylemini benimsemez ve böyle bir proje yüzünden kendi içlerinde bölünmez’ diyor.

 
 
 




    Ad Soyad
    Mesajınız
 
 
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır...









Tüm hakları saklıdır © 2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.